Zaman Süreci: İz Bırakan Tasarım
Tasarım yolculuğunda içinde bulunduğumuz zamanda yer alan bazı retro etkilerini konuşacağımız bir ay, Ekim. Bu ay büyük Venüs retrosunu da küçümsememek gerek tabii. Mimaride retro etkilerinin bazı kilit nokta tasarımları söz konusu. Kemerli yapılar, pahlı mobilyalar, daha yumuşak geçişler, daha renkli bir bütünlük, daha oymalı ve daha zengin mobilyalar, yani her anlamda daha çok işlenmiş ve daha yoğun tasarımlar. Bu yoğun sürecin etkilerinin bir devamı veya dengesi olarak tasarımın daha sadeleştiğini de söyleyebilirim şu andaki zamanda. Bir döngü içinde olduğumuz bu yaşam deneyiminde sürekli bazı alanda bir tamamlanma, bir değişim, bir denge kurma konuları üzerinde ilerlediğimizi, yaşadığımızı düşünüyorum. Bu düşünceye göre normal bir döngü sayılıyor her alandaki bu değişim.
Geçmiş mimari yapıların bu tasarım yoğunluğunu; işlemeli ahşap masalardan işlemeli koltuk kolçaklarını, pek çok rengin ve dokunun aynı mekânda ve bir bütünlük oluşturarak ahenkle kullanılabiliyor olmasını, birden fazla farklı akımı veya etkiyi bir arada barındıran çeşitli dekoratif objelerin aynı mekânda, hatta aynı konsol üzerinde bir arada kullanılmasını, farklı formlarda mobilyaların yine aynı konsept içerisinde bir arada olabilmesini sayabiliriz.
Bakış açımızın bunca farklı etkiyi bir arada bir kalabalık veya negatif bir yoğunluk olarak algılamadığımız zamanlarda bu evler, bu yaşam alanları herkesin kabul ettiği bir etkiydi mimaride. Bu bir aradalık bana göre pek çok alanda da etkiliydi. Bu eşitlilik daha kavrayıcı, daha bütünsel bir topluluk yaratıyordu evlerde, şehirlerde, toplumlarda. Böyle düşünmemin en büyük nedeni bakış açısının hayatımızdaki her alanı şekillendirdiğine inanıyor olmam. Bu geçmiş dönemlerin işlemeli ahşap özeni, geniş skalada dekoratif ürünlerin ve renklerin kullanılması, renkli ve dolu duvarlar, dokuma halılar, işlemeli kırlentler ve daha pek çok detay bakış açımızın, duygularımızın, içsel zenginliğimizin, çeşitliliği kavrayabilme yeteneğimizin bolluğunu tescilliyor olabilir mi, ne dersiniz? Samimiyetimizi, sevgimizi, iyi niyetimizi, yakınlığımızı, bütüncüllüğümüzü…
Karar Verelim: Hangi Kalıba Sahibiz
Burada yaşam alanlarımıza yansıyan her türlü geçmiş etkisi, üzerimizdeki geçmiş kalıplarından doğurduğumuz oluşumlar. Bunu şu anlatımla ilişkilendirebilirim: Freud der ki, “İnsan, karşılaştığı kişilerin kalıntısıdır.” Bu temadan yola çıkarsak burada kalıntılarımızı mimari etkiler olarak düşündüğümüzde şu andaki yansımalarımız; geçmiş evlerimizden gördüğümüz görüntüler ve hissettiğimiz her türlü anlardan, deneyimlerle oluşuyor diye tanımlayabiliriz. Bu bakış açısıyla düşünürsek ve zamanın ilerleyişini de bu alana karıştırırsak, bu zamanla birlikte ilk bölümde bahsettiğim sadeleşme alanına da ihtiyaç duyuyor olabildiğimiz için belki de bu etkileri minimalizm olarak yansıtıyoruz yaşam alanımıza şu an. Ya da bu ters akımı benimsemediysek veya daha olumlu yaklaşımla geçmişin etkilerini belki de daha pozitif yaşayabildiysek kendimize ait retrotik alanlar yaratabiliyor olabiliriz.
Teknik ele alırsak, pek çok rengin ve dokunun karışımı bir yansıma tercih edebiliriz. Ahşap ve taştan oluşan sehpanın üzerine bir çiçek buketi yanında soyut yansımalı heykeller ve daha sıcak etkili mumlar ve akışın ritmini tutan dergilerle bir kombinasyon yansıtabiliriz yaşam alanımızda. Sadelikten uzakta kalmaya elveriyorsa ruhumuz, daha renkli duvarlar, kapılar kullanabiliriz. Hardal koltuk kumaşının eşlikçisi olarak çeşitli renkleri ve desenleri barındıran kırlentleri seçebiliriz.
Duvarlar tablolarla ve renklerle daha görünür olurken, zemindeki rengârenk motifli halılar meşe yan sehpalarla ve bol fotoğraflı TV ünitesiyle bir arada zenginleşip yoğunlaşabilir. Eşlik eden farklı form, renk ve kumaştaki berjer ile de alanın hareketini perçinleyebiliriz. Belki de aile yadigârı eşyalarla da bu retro etkisini enerji olarak da alanımızda var edebiliriz.
Sonuç Değerlendirmesi: Yenilenen Retro
Burada benim fark ettiğim en önemli nokta; geçmiş etkileri aynen yansıtmak yerine zamanın ilerleyişini de bu etkilere karıştırmak gerektiği. Yerinde durmak, işlevsel olarak kullanılabilir her türlü eşyayı, evi, anıyı sadece kullanılabilirliği ile ele alınarak hayatımızın bir parçası yapmak fazlaca eksik bir deneyim sunuyor hayatımıza. Yenilenen her şeyde zaten bilinçli veya bilinçsiz olarak bazı kalıplarımızı yansıtıyor olacağız. Ve bağlarımız güzel bir yerden bizimle beraber olabildiğinde etkileri üzerimizde pozitif olacaktır. Bu ayrımın fark edilebildiği sürece bu alanda ve etkisi olacağı her alanda ilerlenebilineceğini düşünüyorum.
Geçmiş etkileri zamanın ve kendi öz deneyimlerimizin etkileriyle harmanlayabildiğimiz ve yaşam alanımıza bu versiyonuyla yansıtabildiğimiz bir ay olsun. En özenli ve en barışık olduğumuz alan her zaman önce kendi varlığımız olmalı diye düşünüyorum, deneyimim eşsiz. Geçmişe bağlılık veya bağımlılık arasındaki farkı anlayabilme kabiliyeti diliyorum ayrıca bu Venüs retro zamanında da hepimize; ki her şeyin öz lezzeti sadece kendi şahsımızca da tadılabilsin.
Restoratör İç Mimar
Betül AKYAZI
@marben.design



