İstanbul… Her zaman bir şehirden daha fazlası.
Burası, trafikten, kalabalıktan hatta çeşitlilikten sıkılan, tükenmiş hisseden insanlarla dolu diyebiliriz. Sonra bir simit alıp koşarak o vapura yetişiriz ve bir yakadan öbürüne geçerken dışarda ahenkle uçan kuşları izleriz. Kulağımızda sevdiğimiz bir şarkı, ayağımızla tuttuğumuz ritim derken karşımıza tüm görkemiyle Kız Kulesi çıkar. İşte o an tüm sıkışmışlık hissini bir anlığına dalgalara bırakırız. Ve içimizden bir cümle, tüm bedenimizi sarar: “Ah İstanbul, ne güzelsin”
Çetin Güneş’in kadrajından İstanbul’un anlarına şahitlik ettiğimiz dijital dergi kapaklarımızla, Nisan özel sayımızda İstanbul’u dolu dolu ele alıyoruz.
İlk olarak, şehrin hafızasını ve katmanlı ruhuna yakından bakarken, değerli hocamız İlber Ortaylı’nın 13 Mart 2026’da aramızdan ayrılmasıyla derin bir hüzne kapıldık; onun tavsiyesi olan İstanbul Rotasıyla başladık yazılarımıza. Ardından mimari eserlere, İstanbul’a dair şiirlere, İstanbul’un stiline ve sergilerine kadar zengin bir içerikle devam ettik.
Kendini özlettiren, ait hissettiren, nereye gidersek gidelim kendini unutturmayan, yeri ayrı olan İstanbul…
Daha burada keşfedeceğimiz çok şey var: Hiç girmediğimiz sokakları, görmediğimiz eserleri, oturmadığımız masaları, tanışmadığımız insanları var. Uyumayan şehir belki de senin uyanmanı bekliyor. Olabilir mi?
Kurucu / Yayın Direktörü: #zerriniremakbay
Sanat Yönetmeni: @serimsbu
Sokak Fotoğrafçısı: @cetin.gunes
Restoratör İç Mimar: #betülakyazı
Misafir Yazar: #elifbeyzakılıç



