Gölgeyi Görünür Kılmak

Zaman Süreci: Görünmeyen
Büyük bir gizem; görünmeyen ama görünmese dahi orada olan, bir şeylerin varlığını barındıran ve aynı zamanda bir anlamı da oluşturan bu tanım… Bir var olma tanımı yine karşıtıyla var oluyor. Bir önceki “Mekândaki İkilikler” yazımda da üzerine konuştuğum gibi, her şeyin varlığı onu var eden zıt anlamlarla mümkün. Gölge de bunlardan biri. Varlığımızın yer aldığı bu eşsiz evren, bu boyutta kavrayabildiğimiz her şey tersiyle mümkün. Gölge, ışıkla mümkün. Birbirlerinin içine geçmiş, birbirleriyle bir olarak anlamlılar.
Jung’a göre gölge, bilinçli olarak kabul etmediğimiz, görmek istemediğimiz yanlarımızın aynasıdır. Bu gölge yanlarımızla iyiliğimiz, ışığımız, güzelliğimiz yansıyabilir. Yani ufacık bir negatif tarafını dahi benimseyemeyen hiç kimse, gerçekte özündeki iyiliğin güzelliğini tatmamış olan kimseler oluyor aslında. Gölge tarafımızla içimizdeki ışığı kavrayabiliriz.
Tasavvufta ise gölge, hakikatin gölgesi olarak değerlendirilir. Âlemi ve bu âlemdeki insanların konumunu anlama çabasında, “vahdet-i vücut” felsefesi bağlamında âlemin Hakk’ın gölgesi olduğu anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu tanımlar da birbirini var eden oluşumlar arasında bir kanıt olma niteliği taşıyor olabilir. İbn Arabî, Hakk’ın gölgeleri var etmesinin sebebinin kendisine delil göstermek olduğunu ifade eder.
Farklı kaynaklardaki farklı anlatımlar, farklı tanımlamalar aslında hepsi aynı öz bir oluşa hizmet ediyor. Gölge, karşıt bir varlığının olduğunun kanıtlarından biridir. Bu özden yola çıkarak biz de gölgeyi, görünmeyen tarafı mekânlara yansıtarak derinlik, anlam, görsellikten ziyade bu gölge tanımlarının bilinciyle kişilerde farklı bir algıyla da anlatım sağlayabiliriz.

Photo credit: @pinterest

Karar Verelim: Farklı Bir Alanda da Görünürlük
Bu tanımlardan manevi anlamını mimari alanda maddeleştirerek ele alacağım biraz. Bu nedenle buradaki gölge kelimesini maddi anlamda, ışığın olmadığı yer, karanlıkta kalan kısım olarak değerlendiriyorum. Bu şekilde değerlendirerek gölge–ışık kullanımıyla mekânlarda pek çok algı yaratabiliyoruz. Mekân algısını bu gölge oyunlarıyla değiştirerek hem mekânın işlevine katkı sağlayabiliyoruz hem de mekânda görsel bir tasarım bütünlüğü algısı yaratabiliyoruz.
Olduğundan daha geniş ya da daha dar bir algı oluşturabiliriz veya odak noktası belirleyebiliriz. Örneğin bir müzede eserlerin direkt olarak aydınlatılması gibi dikkatin eserlerde olması amaçlanır ve bu aydınlığın haricinde gölgede kalan alanlar da eserin formunun olduğundan daha derin anlaşılabilmesini sağlar. Kalan gölgeler bir boşluk algısı yaratır. Aynı zamanda ışığı, yani odağı görünür kılar; ilgiyi odağa çeker. Bambaşka bir yanı daha görünür yapmış oluruz bu gölgeyle, bu karanlıkla.
Bu bilinmez alan aslında; eseri işaret ederek bir şeyler bulma etkisi de yaratmış oluyor aynı zamanda. Yine evlerimizdeki, özel olarak aydınlatılmış alanlar harici bırakılan gölge alanlar bu hissi uyandırır içimizde. Karanlık, ışığı açığa çıkarıyor böylelikle.
Gölgelerin yoğun olduğu loş alanlar mahremiyet, sakinlik veya dramatik bir etki verebilir. Bu kullanımlar mekânın işlevine göre şekillenir. Örneğin bir spa merkezinde yumuşak gölgeler ve düşük seviyeli aydınlatma, rahatlatıcı ve dinlendirici bir atmosfer sunabilir. Bu hem görsel olarak dinlendirici fizyolojik etkiler yaratırken hem de ruhsal olarak mekânla bütünlük sağlayan bir tasarım dili oluşturur.
Proje bazlı bir örnek vermek istiyorum bu gölge etkilerine. Peter Zumthor’un Therme Vals projesi; taş yüzeyler üzerinde günün farklı saatlerinde değişen gölge oyunlarıyla bilinen bu projede spa merkezi işlenmiş ve burada gölgeler ve derinlikle yoğrulmuş bir yapı ortaya konmuştur. Ayrıca “Wu Wei: Xuji Seafood Restaurant Xi” projesi de derinlik adına harika bir projedir.
Gölge etkilerinden bahsetmişken, ışıklı yazılarımı da paylaşmak istiyorum bu alanda. Buradaki konuştuğumuz gölge de bu yazıların aydınlığına çekmiş olsun bizi:

Mekâna Yansıyan Aydınlanmalarımız

Detaydaki Aydınlık

Photo credit: @pinterest

Sonuç Değerlendirmesi: Benimsemek
Neticede bu uyumu benimsediğimizde, bizde yarattığı karşıt benimseme bilinciyle hayatımızdaki pek çok alandaki katılığımızı da aydınlatmış oluruz diye düşünüyorum. Gölgelerin benimsenmesi her alanda bize farklı yolları görünür kılar. Bakış açımızı genişleterek hayal gücümüzü aydınlatır aslında. Neler olabileceğini, nasıl tanımlanabileceğini, ne şekilde tasarlanabileceğini, nasıl hissettirebileceğini ve daha pek çok duyusal ve içsel deneyimleyebileceğimiz her türlü tecrübenin kapılarını biraz olsun aralar diye düşünüyorum.
Gölge aslında biraz da çekinilen, korkulan taraflar olarak değerlendirilir bilincimizce. Yıllarca bu şekilde şekillendiği için. Pek çok kelime gibi negatif algılanabilir; eğer bu kelimenin içine dalıp bilinmeyen güzelliklerini keşfetmeye meyliniz yoksa böyle de devam edecektir mutlaka. “Girmeye korktuğun mağara, umduğun hazineyi saklıyor olabilir.” der Joseph Campbell. Bazı bilinmezlikler, karanlıklar bizi aydınlatacak ya da bir yere yerleştirecek fikri, farkındalığı barındırır.
Yeni yılın bize tüm hazinelerimizi bulabilme cesareti vermesini dilerim. Kendimize ait olan her şey mutluluk ve kolaylıkla mutlaka bizim oluyor; üstelik tam zamanında. İstediğimiz her ne ise, iyi niyetle olmak kaydıyla varmaya kalbimizin gücü olduğuna inanıyorum. Keşfetmek dileğiyle, mutlu yıllar…
“Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır.”Carl Gustav Jung

Restoratör İç Mimar
Betül AKYAZI

 @marben.design