Zaman Süreci: Var Olma Gerçekliği
Varlığımız bir denge üzerine kurulu; hepimizin içinde varlığa dair pek çok his, güdü, duygu, sezi, ışık var. Bu saydığım çeşitlilik; inanca göre, düşünceye göre, kendini tanımlama veya evreni, yaşamı tanımlama bilincine göre değişebilen isimler. Bir varlık, aslında var olabilmesinin nedeni olarak karşıtlıklar barındırmalı ki kendini belirli bir oluşumda tanımlayabilsin. Güzelliğin manası, çirkinliğin varlığıyla kavranabilir. Tüm karşıt tanımlar bu şekilde bir denge sürecinde yaratımı oluşturuyorlar. Bu yüzden de hayatımızda gerçek bir varlık bilinci için her duyguyu benimsiyor olmak, kendi varlığımızı oluşturma sürecinde bir gerçeklik diye düşünüyorum.
İnsanlar olarak iyi olma, güzel olma, başarılı olma, zengin olma gibi pek çok nitelik azmi içindeyiz. Bu tanımladığımız hâliyle pozitif bir var olma ya da pozitif bir şekillenme durumu, ancak karşıtlarıyla var olabildiğinin farkına varıldığında gerçekten asıl eşsiz bir olma hâlini deneyimleyebildiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden ikilikler özünde olumsuz sayılsa da aslında içinde bir bütünlük taşıyor; gerçek bir varlık hâlinin bütünlüğünü.

Photo credit: @pinterest
Karar Verelim: Bir Arada Uyum
İkilik algısı uyandırabilecek bir birlikte kullanım, alanlardaki pek çok kısımda varlık gösterebilir. Mekanlardaki tasarımlarımızda pek çok farklı materyali, rengi, kumaşı, mobilyaları; amaçları veya tasarımları farklı olsa bile bir arada kullanarak farklılığın uyumunu yakalayabiliyoruz. Bu ikiliğin sadece fiziksel algı olarak da değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum; bu, his olarak da içimizde bir denge oluşumuna yardımcı olabilen bir kavram. Bir tabloyu düşünelim; içeriğinin soyut ve şahsi olarak içimizde rahatsız seziler yaratan çizgilerden, renklerden oluştuğunu varsayalım. Bu tablonun alt kısmına bu seziyi dengeleyecek modern, sade bir tasarımda koltuk yerleştirilirse, bu ikisi birlikte içimizdeki nötr alanı oluşturabilirler ve böylece farklı hislere sahip iki mobilya, içimizdeki o ikilik hissi ile birlikte uyumlanabilir oluyorlar mekanımızda. Tamamen birbirinden farklı amaç ve kullanımda olabilirler; fakat bir arada hem uyarı niteliğini hem de o uyarıyı fark edeceğimiz sakinlik hâlinin varlığını maddeleştirmiş oluyorlar.
Bu ikilik algısı, kişinin öz varlığından doğan bir idrak etme ve tanımlayabilme durumu. Mimari alanda bu tarz tasarımlar, tasarım bütünlüğü algısının farklı bir perspektifte değerlendirilme durumudur. Mimari bütünlüğe yansıyan tüm birikimler; sanat, felsefe, eğitim gibi alanlardan kazandığımız, bu alandaki karşıt temaları besleyecek ve kavrayabilecek bir tasarım kimliğine sahip olmamızı yaratır. Bu yeni yaklaşımı, hayatımın bu bölümünde fark ettiğim değerli tecrübelerden yola çıkarak tanımlayabiliyorum. İkiliklerin uyumunun, hepimizin varlığındaki evrensel bir deneyim olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum.
Mekanlardaki bu farklı algılama yaratımları, kişisel olarak yansıtılabilecek bir tasarım şekli. İkilik, aslında mekanda bir tasarım karmaşası veya karar verilememiş bir tasarım dili olarak da karşımıza çıkabilecek bir kavram. Bu tanımı ile de “Amaçlanan aslında nedir?” sorusuna dönülmesi gerekir. Üst standartlarda değerlendirirsek, tasarımcının amacı bu oturmamışlık hissini yaratmak da olabilir.

Photo credit: @pinterest
Sonuç Değerlendirmesi: Kabul Edilen Gerçek
Yılın son ayında, yeni yıl için, yeni başlangıç için, pozitif ve tamamlanmış bir ruh hâli için telaş içindeyiz belki de. Bu durumla ilgili zamanla tanımlanmış veya ezber edilmiş yaklaşımlardan uzak, aslında her anın yeni bir başlangıç olduğunu hatırlatmak istiyorum. Her anda kendimizi yeniden şekillendiriyoruz; ikilikler farkındalığıyla bu şekillenme sürecinin çok daha derin ve gerçek olabileceğini düşünüyorum. Her iki yönün de kabulü, var olan öz gerçeğin, birliğin farkındalığı açısından güzel bir adım. Bu ikiliğin mekandaki yansımalarını anlayabilmek adına veya bu tasarımı oluşturabilmek için öncelikle kendi hayatımızdaki bu ikilik bilincini anlamamız gerekiyor. Bu yüzden aralık ayı yazımı, maddeden daha çok mana olarak ikilik kavramı üzerinde durarak yazıyorum. Evrende gerçekleşen her hâlin bir amacının, bir yerinin, bir varlığının kabulünden yola çıkarak uyumsuz sayılabilecek ikili her şeyin de zannımızda bir yere oturabileceğini kavrayabilecek bir bilinç yaratabilmek, kendimize kattığımız yeni bir anlam olacaktır. Yeni yılda bol anlamlar ve kazanımlar diliyorum. Rumi’nin dediği gibi, belki de çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluktur; olabilir mi dersiniz?
Restoratör İç Mimar
Betül AKYAZI
@marben.design



