Zamansız Bir Mektup: John Steinbeck’ten Oğlu Thom’a Aşk Dersi

Aşk mektupları denince akla genellikle sevgililere yazılan satırlar gelir. Bu yazımızda bir babanın oğluna aşkı öğrettiğine tanık olacağız. John Steinbeck’in oğluna yazdığı mektup; nasıl hissedileceğini değil, zarar vermeden aşkı nasıl taşımak gerektiğini anlatır.

1958 yılında Steinbeck, oğlu Thom’un ilk aşkını öğrenir. Thom yatılı okuldayken Susan adında bir kıza aşıktır ve duygularının karşısında ne yapacağını bilmez. Bunun üzerine Steinbeck, bir baba olarak öğüt veren değil, anlayışlı bir taraftan mektup yazar.

Steinbeck mektubuna, oğlunun hislerini küçümsemeden başlar. Aşkı geçici bir heves ya da kontrol edilmesi gereken bir durum olarak görmez. Tam tersine, bu duygunun insanın başına gelebilecek en değerli deneyimlerden biri olduğunu söyler. Ona göre aşk, korkulacak değil; dikkatle ve özenle yaşanması gereken bir hâldir.

Mektubun en çarpıcı yanlarından biri, Steinbeck’in aşkı sahip olmakla değil, anlayışla tanımlamasıdır. Oğluna, sevginin zorla tutulamayacağını; baskıyla, beklentiyle ya da ısrarla büyümeyeceğini hatırlatır. Eğer duygular karşılıksız kalırsa, bunun da aşkın bir parçası olduğunu kabul etmek gerektiğini söyler. Çünkü gerçek sevgi, karşılık almak değil, zarar vermeden sevebilmektir.

Steinbeck’in bu satırları, aşkı romantik bir idealden çok etik bir duruş olarak ele alır. Sevmek; kontrol etmek, yönlendirmek ya da talep etmek değildir. Sevmek, karşısındakinin varlığına saygı duymak ve onu olduğu hâliyle kabul edebilmektir.

“Eğer aşık olduysan eğer – bu güzel bir şeydir – bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir. Kimsenin bunu küçültmesine ya da azaltmasına izin verme”

Bu mektup, bir babanın oğluna verdiği basit bir nasihatten çok daha fazlasıdır. Aşkı yücelten ya da dramatize eden değil; onu insanı büyüten bir deneyim olarak konumlandıran zamansız bir metindir. Belki de bu yüzden John Steinbeck’in oğluna yazdığı bu mektup, bugün hâlâ unutulmazlar arasında yer alır.